Öğrenciler yokken okul, uykusu kaçmış bir ev gibidir. Işıkları yanar ama içinde hayat yoktur. Kapıdan içeri adım attığımda, ayak seslerim gereğinden fazla yankılanır; sanki bu sessizlik benim bile burada olmamı sorgular. Koridorlar uzundur bugün, her zamankinden daha uzun. Çünkü onları kısaltan koşar adımlar, aceleci gülüşler yoktur.
Sınıfların kapıları ardına kadar açıktır ama içleri kapalıdır. Sıralar, günlerdir bekleyen sabırlı tanıklar gibi susar. Tahta karşımdadır; anlatılmayı bekleyen cümleler içimde birikir ama boşluğa konuşmak ağır gelir insana. Bir öğretmen için en zor anlardan biridir bu: Anlatacak sözün var, dinleyecek yürek yoktur.
Okulun kokusu değişmiştir. Çocukluğun, merakın ve biraz da telaşın birbirine karıştığı o tanıdık hava çekilip gitmiş; geriye mesafeli, neredeyse resmî bir koku kalmıştır. Bahçeye bakarım. Rüzgâr eser ama kimse onunla yarışmaz. Merdivenler yorulmaz, kapılar aceleyle çarpılmaz. Zaman ağır yürür çünkü onu hızlandıran sorular yoktur.
Bu sessizlik bir huzur değil, bir eksikliktir. Duvarlar, daha önce duyduklarını özler gibidir. Bir zamanlar aynı anda konuşan, itiraz eden, gülen seslerin yankısı hâlâ oralardadır ama artık yalnızca hatıra olarak. Öğrenciler gidince okul da susmaz; okul beklemeye geçer.
O an anlarım ki öğretmenlik, sınıfa girip çıkmakla sınırlı değildir. Öğretmenlik, göz göze gelmektir. Yanlış bir cümlede durup yeniden denemektir. Kaldırılan bir parmakta cesareti, indirilen başta kırılganlığı fark edebilmektir. Bunlar yoksa sınıf sadece bir odadır.
Öğrenci olmadan okul, öğretmen için yarım kalmış bir cümledir. Noktası konmamış, devamı gelmemiş. Zil çalsa bile içi boş bir ses gibi asılı kalır havada. Saatler ilerler ama ders başlamaz.
Ve ben, okuldan her çıkışımda şunu bilirim: Bu bina, yeniden nefes alacağı anı bekliyor. İlk adım, ilk gülüş, ilk ses duyulduğunda uyanacak. Ancak o zaman duvarlar konuşmayı, koridorlar kısalmayı, okul da gerçekten okul olmayı hatırlayacak.
ALİ EREK
İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ

Çok iyi🙏🏻
YanıtlaSil