Sözlerin Bittiği Yer: Bakışların ve Vücudun Gizli dili


Sözlerin Bittiği Yer: Bakışların ve Vücudun Gizli Dili


Gözler yalan söylemeyi beceremez

Bence bir insanı tanımak için ne dediğine değil, o sırada gözlerinin ne yaptığına bakmak lazım. Çünkü ağzımızla yalan söylemek çok kolaydır ama gözlerimiz bu konuda dünyanın en kötü oyuncusudur. Mesela bir arkadaşım "iyiyim" derken bakışlarını benden kaçırıyorsa ya da gözleri bir anlığına yere düşüyorsa, aslında bir şeye üzüldüğünü hemen anlıyorum. Gözler, içimizdeki duyguları biz istemesek bile dışarıya sızdıran küçük ve dürüst pencereler gibi.

Vücüdumuz hiç susmuyor

Sadece gözler de değil, aslında bütün vücudumuz sürekli bir şeyler anlatıyor. Birisi çok heyecanlandığında ellerini nereye koyacağını bilemez ya da yalan söylerken sürekli yerinde kıpırdanıp kıyafetiyle oynar. Mutlu olduğumuzda sadece dudaklarımız gülmez; sanki bütün vücudumuz hafifler ve adımlarımız hızlanır. Üzgün birini anlamak içinse ağlamasını beklemeye gerek yok; omuzlarının çökmesi ve başını önüne eğmesi aslında sessizce "mutsuzum" demektir.


Telefonlar Bizi Kör Ediyor

Şimdi herkes telefonlardaki emojilere bakıyor ama orada gerçek duygu yok. Bir emoji, bir insanın bakışındaki o sıcaklığı ya da ellerinin heyecandan titremesini asla anlatamaz. Telefonlar bizi birbirimizden koparıyor ve bu "sessiz dili" bize unutturuyor. Bilgisayarlar ne kadar gelişirse gelişsin, bir insanın gözündeki korkuyu veya duruşundaki sevinci asla bizim gibi hissedemezler.

Gerçek Sessizlikte Saklı

Bence en dürüst konuşma, hiç konuşmadan yapılan konuşmadır. Kelimeler her şeyi saklayabilir ama bir insanın bakışı ya da duruşu her zaman doğruyu söyler. Keşke biraz kafamızı telefonlardan kaldırıp birbirimize baksak; o zaman kimin gerçekten mutlu olduğunu, kimin aslında yardıma ihtiyacı olduğunu çok daha iyi anlardık. Unutmayın, insan aslında en çok sustuğunda konuşur.

Yorumlar